PROGRAM GELİŞTİRME 6. ÜNİTE - EĞİTİM DURUMLARI (ÖĞRENME-ÖĞRETME SÜRECİ)
  • UĞUR ÇAĞAL
  • Program Geliştirme
  • 06.03.2016
  • Okunma Sayısı : 12396

EĞİTİM DURUMLARI (ÖĞRENME-ÖĞRETME SÜRECİ)[52, 55, 9, 50].

Öğretim programının üçüncü öğesi olan eğitim durumları; öğrenme-öğretme süreci, işlemler ve yaşantılar olarak da ifade edilebilir. “Nasıl öğretelim?” sorusuna cevap arar. Eğitim durumları, öğrencilerin hedefe ulaşması için geçirmeleri gereken öğrenme yaşantılarını sağlayacak dış koşulların (uyarıcıların) düzenlenmesi ve işe koşulmasıdır. Bu düzenleme, gerekli olan strateji, yöntem-teknik, araç-gereçleri her türlü etkinlikler ile fiziki düzenlemeleri kapsar. İşlemler, süreç vb. olarak da adlandırılabilir. Bu düzenlemeler, “etkinlikler” olarak da ifade edilebilir. Bu etkinliklerin temel kaynağı kazanımlar (program hedefleri) olmalıdır.

Eğitim durumları düzenleme ve işe koşmada zaman, ortam, strateji, yöntem-teknik, araç-gereç ve öğretim materyalleri gibi değişkenlerin dikkate alınması gerekir. Bu süreç, öğrenci açısından “öğrenme yaşantıları düzeneği”, öğretmen açısından da “öğretme yaşantıları düzeneğidir.” Bu süreçte, programda öngörülen hedef davranışların öğrencilere kazandırılması söz konusudur. Öğrenciyi süreçte aktif kılan, ilginç ve etkili yaşantılar (eğitim durumları) düzenlenmesi için iki noktaya dikkat etmek gerekir:

a)  Öğrencinin tanınması:  Öğrencinin hazır bulunuşluk  düzeyini dikkate alma; ilgi, ihtiyaç ve yeteneklerine göre etkinlikler düzenleme. Bunun için öğrenme psikolojisi ve öğrenme kuramları yol gösterici olabilir,

b) Öğrenciyi etkileme gücünde olan eğitim durumu değişkenlerinin bilinmesi: Bunlar: İpucu, pekiştireç, dönüt ve düzeltme ile öğrenci katılımıdır. Bunun için öğretim tasarımı ve ilkeleri yol gösterici olabilir. 

Eğitim durumu düzenlemede dış şartlar, iç şartlara göre düzenlenmelidir ki, öğrenci istenilen yaşantıları geçirebilsin. Etkileşim bir anlamda öğrencinin iç şartları ile dış şartları arasındaki etkileşim demektir. Gagne, öğrencinin çevresiyle etkileşimini şöyle gösterir[50]: Farklı davranışların (bilgi, uygulama, beceri, ilgi, tutum, alışkanlık vb.) kazanılması, farklı öğrenme biçimleriyle olur. Farklı öğrenme biçimleri de farklı öğrenme şartlarını gerektirir. Bunun için her metodun tercih edileceği bir durum vardır. Örneğin devimsel alışkanlıklar anlamında becerilerin öğrenilmesinde tekrarlanan alıştırmaların yerini hiçbir şey tutamaz. Bilişsel öğrenmede ise tekrar, ancak öğrenilenlerin unutulmasını önleyebilir. Bu nedenle, bilişsel öğrenmede öğrenilmiş bilginin aynen tekrarı değil, öğrenilenin yeni durumlara uygulanması önemlidir[50].

Eğitim durumlarının etkili olabilmesi için onları birbirini pekiştirecek biçimde örgütlemek gerekir. Bunun için eğitim durumları arasında dikey ve yatay esasta uygun ilişkiler kurulmalıdır. Etkili dikey örgütlemenin başlıca etkeni, yaşantıların sürekliliğidir. Bu süreklilik devamlı tekrar şeklinde değil, gittikçe artan karmaşıklıktaki durumları içinde olmalıdır. Yaşantı kendinden önce gelene dayalı ve daha sonra gelene hazırlayıcı olmalıdır.  Öğrenme yaşantıları arasındaki yatay ilişki, kaynaşıklık olarak adlandırılır. Öğrencinin geçirmekte olduğu paralel yaşantıların birbiriyle uyumlu bir bütün oluşturmaları, birbirini pekiştirmeleri gerekir. Bütünlüğe sahip bir görüş için[50].

Eğitim durumu, bir anlamda öğrencinin yaşantı geçireceği süreçtir. Bu süreçte öne çıkan iki temel kavram; etkileşim ve iletişimdir. Etkileşim demek; öğrencinin iç şartları ile dış şartlar arasındaki etkileşim demektir. Öğretme-öğrenme sürecinde öğrencinin iç şartları; öğrencinin genel sağlık durumu, ilgili ön bilgi ve becerileri (yetenekleri), ilgi, tutum ve alışkanlıkları, zeka düzeyi, dil becerisi, inanç ve değerler, güdülenmesi, kendine güveni ve benlik tasarımı vb.’ dır.

Sürecin dış şartları ise; konu içeriği, ders araç ve gereçleri, öğretim metotları, fiziki çevre, pekiştiriciler, geri bildirim, diğer öğrenciler, öğretmen ve öğretim hizmetidir[50].


EĞİTİM DURUMUNUN ÖZELLİKLERİ

Eğitim durumlarının geçerli yaşantıları (beklendik öğrenmeler) sağlayabilmesi için aşağıdaki niteliklere sahip olması gerekir.

1-Hedefe Görelik

Eğitim durumları, öncelikle program hedefine uygun olarak düzenlenmelidir. Bunun için hedefe ulaştıracak en uygun strateji, yöntem-teknik ve materyaller seçilip işe koşulmalı; ortam ile zaman buna göre düzenlenmelidir. En detaylı eğitim durumları, günlük planlarda yer alır.

2- Öğrenciye Görelik

Eğitim durumları, öğrenci özelliklerine göre düzenlenmelidir. Öğrencinin hazırbulunuşluk düzeyi, gelişim özellikleri, ilgi, ihtiyaç ve yetenekleri ile bireysel farklılıkları dikkate alınarak düzenlenecek eğitim durumları daha etkili olur. Öğrenci tatmin olduğu ve haz duyduğu etkinliklere daha fazla katılım gösterir.

3- Konuya Uygunluk

Eğitim durumları (etkinlikler), konunun özelliklerine uygun düzenlenmelidir. Etkinlikler düzenlenirken, bazı disiplin ve konuların kendine özgü birtakım özellikleri olduğu dikkate alınmalıdır. Herhangi özel bir durum yoksa etkinliklerde yer alacak içerik, genel öğretim ilkelerine göre düzenlenebilir. Bunlar: Somuttan-soyuta, basitten-karmaşığa, yakından-uzağa, kolaydan-zora vb. 

 4-Ekonomiklik

Eğitim durumlarının, bir davranış/yeterliğin daha kısa sürede, daha az emek ve masrafla ve daha kolayca kazanılmasına imkan sağlayacak şekilde düzenlenmesini ifade eder. Bir anlamda eğitim durumlarının emek, masraf ve zaman açısından ucuza mal edilmesidir. Eğitim durumlarının ekonomik olmasının yaşantıların ucuza mal edilmesi yanında diğer bir anlamı da hatalardan arınık olması, diğer yaşantılarla kaynaşık ve tutarlı olmasıdır. Bu özellik, literatürde “bir taşla birkaç kuş vurma” olarak ifade edilmektedir. Bunun anlamı, düzenlenen eğitim durumlarının aynı zaman diliminde, birden fazla davranış kazandırmasıdır. Örnek: İngilizce dersinde bilişsel bir hedef davranış kazandırılmaya çalışılırken, amaçlanmadığı halde, öğrencilerde İngilizceye karşı olumlu tutumun gelişmesi.

Eğitim durumu düzenlemede strateji, yöntem-teknik veya araç-gereç seçiminde dikkate alınacak öncelikle sırası; program hedefi, öğrenciye görelik ve konuya uygunluk şeklindedir.


EĞİTİM DURUMLARININ TEMEL DEĞİŞKENLERİ

Bloom’a göre, öğrenme üzerinde önemli bir etkiye sahip olan öğretim hizmeti (eğitim durumları) niteliğinin başlıca değişkenleri şunlardır: Öğretmen özellikleri (Hizmet öncesi eğitim süresi ve türü, kıdemi, tutumu vb.) ve sınıf ya da okulun karakteristikleri (öğrenci sayısı, donatım, okul yönetiminin tutumu vb.).

Konu sadece sınıf düzeyinde ele alındığında, öğretmenin öğrencilerine verdiği yönergeler, ipuçları, pekiştireçler, öğrencinin katılımı, dönüt ve düzeltme öğeleri öğretim hizmetini oluşturur[8]. Bunlar aşağıda sunulmuştur:

İpucu (Yaptıraç):Öğrencilerin harekete geçirilmesine ve istenilen davranışın yapılmasına yardımcı olan her türlü mesaj-uyarıcıyı içerir. Bu mesajlar sözlü, sözsüz, yazılı, grafik, şekil vb. olabilir. İpuçları, öğrencinin özelliklerine uygun olmalı ve onda öğrenmeye karşı ilgi ve istek uyandırmalıdır. Bunun için birden fazla duyu organına hitap etmeli, ilginç ve çekici olmalıdır.

Pekiştirme:Bir davranışın ortaya çıkma sıklığını arttırma işlemdir. Pekiştireç ise bunu sağlayan uyarıcılardır. Öğretmenin doğru cevabı bilen öğrenciye gülümsemesi, onun derse katılımını arttıran bir pekiştireçtir. Pekiştireçler işlevsel olabilmek için öğrenci özelliklerine (yaşı, cinsiyet gibi) uygun olmalı, gerekli yer ve zamanda kullanılmalıdır. Bunun için pekiştireç tarifeleri yol gösterici olabilir.

Dönüt ve Düzeltme:Dönüt (geri bildirim), öğrenciye öngörülen kazanımları edinip edinmediğinin bildirilmesi, yaptığı davranış sonucu hakkında öğrenciye bilgi vermektir. Düzeltme, sonucuna bakarak, kazanıma göre öğrencinin eksikliklerini tamamlama, yanlışlarını doğrulama işlemine denir. Dönüt ve düzetmeler kazanımlarla tutarlı olmalı, öğrencilerin gelişim özelliklerine uygun olmalı, açık-anlaşılır olmalı ve yönlendirici-güdüleyici olmalıdır.

Katılım:Öğrencinin öğretim sürecine katılma derecesini ifade eder. Öğrencinin; öğretim programı, öğretmen, diğer öğrenciler ve çevresiyle etkileşime girmesidir. Öğretim sürecinde katılımı artırmak üzere, öğrenciler derse karşı istekli kılınmalı, önkoşul davranışlardaki eksiklikler giderilmeli ve öğrenme ortamı katılımı sağlayıcı şekilde düzenlenmelidir.

Öğretim hizmetinin niteliği; yapılan öğretimin öğrenciye uygun olma derecesidir[50].


EĞİTİM DURUMLARININ TEMEL İŞLEVLERİ

Hedef davranışların kazandırılmasına yönelik en detaylı eğitim durumları, günlük ders planında gösterilir[52]. Bu bakımdan, eğitim durumlarının işlevlerini daha iyi anlayabilmek için günlük ders planının temel üç aşaması olan giriş, gelişme ve sonuç boyutlarıyla ilişkili olarak ele alınmasında yarar vardır.

Burada Gagne’nin Öğretim Düzenleme Adımları yol gösterici olabilir. Bunlar: Dikkat çekme, Hedeften haberdar etme, Ön bilgilerin hatırlatılması, Uyarıcı sunma, Rehberlik, Davranışı ortaya çıkarma, Dönüt, Değerlendirme ve Kalıcılığı sağlama[42].

1-Giriş: Bireyin öğrenmeye hazır hale gelme süreci. Önkoşullar[33].  Öğrencilerde beklendik öğrenmelerin gerçekleşebilmesi için bu sürecin dört temel işlevi yerine getirmesi beklenir.

a) Dikkat Çekme: herhangi bir uyarıcı ile (soru, şekil, ses, araç vb.) öğrencilerde uyarıcıların farkına varacak uyanıklık sağlama eylemi.

b) Güdüleme (motivasyon): Öğrencide ilgi ve istek uyandırmak üzere konunun önemi ve önceliğini açıklamak

c) Hedeften haberdar etme: Öğrencilere öğrenecekleri hakkında bilgi verme, konu başlıklarını söyleme.

d) Önkoşul öğrenmeleri hatırlatma: Öğrencilerde yeni öğrenecekleri ile önceki bildikleri arasında ilişki kurulmasını sağlamak. Kodlamayı kolaylaştırmak üzere hatırlatmalar yapma.

2-Geliştirme: Bireyin davranışlarının değiştiği, öğrenmenin gerçekleştiği süreçtir. Etkinliklerin uygulanması aşamasıdır. Öğrenenin gerçekleşmesinde etkili olan içsel süreçleri uyarmak üzere dışsal uyarıcıları seçme, düzenleme ve işe koşma sürecidir. Öğrenci ile öğretim materyalinin etkileşimini sağlama eylemidir. Bunun için ipucu kullanma, pekiştireçlerden yararlanma, dönüt-düzeltme işlemlerini kullanma. Bunların sonucunda öğrencini etkinliklere katılarak yaşantı geçirmesi, dolayısıyla öğrenmesi beklenir[33].

3-Sonuç:Öğrenmelerin kontrolü ve kapanış: Kısa özet, ürünün değerlendirilmesi ve sonraki dersle bağlantı kurma[33]. Özet ve tekrar yapma etkinlikleri. Öğrenme eksiklikleri ve yanlışlıklarını belirlemeye yönelik sorular sorma, dersin kalıcılığını sağlamaya yönelik kısa çıkarımlarda bulunma ve bir sonraki dersle ilgili önerilerde bulunma[18].


ÖĞRETİMDE MATERYAL VE ARAÇ-GEREÇ KULLANIMI

Etkili eğitim durumları düzenlemede öğretim materyalleri ve araç-gereç kullanımının önemli bir yer vardır. Öğretim sürecini planlarken; öğrenmeyi somutlaştırmak, öğrencilerin derse karşı ilgilerini artırmak ve bireyin öğrenmesinde birden fazla duyu organının kullanılmasına fırsat vermek için kullanılacak materyal ve araç-gereç belirlenmelidir. Buna yönelik gerekli açıklamalar aşağıda sunulmuştur:


Öğretimde Kullanılacak Araç-Gereçlerin Sınıflandırılması

1-İşitsel Araçlar:  Radyo, teyp, ses bandı ve CD’ler

2-Görsel Araçlar: Ders kitabı-dergi, yazı ve gösterim tahtası, resim, şekil, harita, grafik, tepegöz, slayt, dia, projektör, data show, gerçek eşya ve modeller

3-Görsel-İşitsel Araçlar: Televizyon-video, Cd ve DVD’ler, kuklalar

4-Teknoloji Destekli Araçlar: Etkileşimli video, bilgisayar, etkileşimli bilgisayar, internet, iletişim uyduları[18].


Öğretim Materyali ve Araç-Gereçlerin Belirlenmesinde İlkeler[18]

Öğretim materyali ve araç-gereç;

§  Programın hedef davranışlarına (kazanımlar) uygun olmalı

§  Basit, sade ve anlaşılır olmalı

§  Öğrenci gelişimine ve ihtiyaçlarına uygun olmalı

§  Hedefe ulaşmada amaç değil, araç olmalı

§  Gerçek hayatla tutarlı olmalı

§  Öğrencilerin kolay erişimine ve kullanımına uygun olmalı

§  Öğrenciye alıştırma ve uygulama fırsatı sağlamalı

§  Öğrenme ortamının özelliklerine uygun olmalı

§  Olabildiğince fazla duyu organına hitap etmeli

§  Tekrar kullanılama uygun olması için dayanıklı olmalı

§  Dil, görüntü, ses vb. açısından nitelikli olmalı

§  Kolaylıkla güncelleşebilir ve geliştirilebilir olmalı.


Eğitim Durumlarını Düzenleme İlkeleri (Yaşantı Konisi) [18]

Etkili eğitim durumları düzenleme, öncelikle öğrencinin bu süreçteki rolünü bilmeye bağlıdır. Bunun için öğrenme kuramlarını bilmek fayda sağlayabilir ve öğrenme ile duyu organları arasındaki ilişki yol gösterici olabilir. Aşağıda öğrenme ile duyu organları-yaşantılar arasındaki ilişkiye göstermesi bağlamında Dale’nin yaşantı konisi yer almaktadır.


Şekil: Dale’nin yaşantı konisi


Dale’in Yaşantı Konisinden eğitim durumları düzenlemede çıkarımlar

§  Kimsenin yardımı ve desteği olmadan (doğrudan)  ve bütün duyuların katılımıyla edinilen yaşantılar en etkili olan öğrenme yoludur. Öğretim planlarken öğrenciyi süreçte aktif kılan, onu çaba içerisine sokan etkinlikler düzenlenmelidir.

§  Duyu organlarını sınırlandıran sunu ve anlatım gibi öğretim yöntemleri çok fazla kullanılmamalıdır

§  Öğretme-öğrenme süreci sınıf/okul ile sınırlı tutulmamalıdır, gezi-gözlem vb. etkinliklerle yaşama yaklaştırılmalıdır.

§  Yaparak yaşayarak öğrenme ve aktif katılım sağlanmalıdır

§  En iyi öğretim somuttan soyuta ve basitten karmaşığa doru giden öğretimdir[18].


Öğrenmede Kalıcılık ve Duyu Organları İlişkisi

Öğrenmenin kalıcılığı ile sürece katılan duyu organları sayısı arasında doğru orantı vardır. Buna göre insanlar; Okuduklarının %20’sini; Duyduklarının %30’unu; Gördüklerinin 20’sini; Hem görüp hem duyduklarının %50’sini; Görüp, işitip, söylediklerinin %80’ini ve Görüp, işitip, dokunup, söylediklerinin %90’nı hatırlamaktadırlar[42].

Beş Duyunun Öğrenmedeki Önemi[10]: Görme %75, İşitme %13, Dokunma %6, Koklama %3 ve Tat alma %3 şeklindedir.


DERS KİTABI

Ders Kitabı ve Önemi:Kitap, insanların fikir, kültür, sanat ve iş alanlarındaki çalışmalarını kuşaklara tanıtan bir yazılı metindir. Ders kitabı: ders konularına ait bilgileri, öğrencilerin kendi kendilerine okuyarak, sıralı ve doğru bir biçimde öğrenmeleri için kullanılmak üzere, öğretim programlarına uygun biçimde ve özel bir amaç ile hazırlanmış yazılı bir metindir[1].

J.J. Rousseau, kitapla yapılan öğretime tepki göstererek, çocukların 12 yaşından önce kitap kullanmamalarını istemiştir. Çünkü ona göre kitaplar, çocukları büyük perişanlığa düşüren vasıtalardır. O çağda (18. yy) öğretim sadece kitapla yapılıyor ve gözleme yer verilmiyordu. Rousseau’un tepkisi buna idi. Ancak o günden günümüze büyük değişiklikler oldu. Günümüzde kitap, öğretmenin vazgeçemediği bir araçtır. Günümüzde kitaplar çocuğu gözleme sevk etmektedir ve yalnız kullanılmamaktadır. Sözlü öğretimle kitap birbirine destek olmalıdır. Üst öğrenimde kitabın ağırlığı daha da artar[1].


Ders Kitabının Taşıması Gereken Özellikler: Kitaplar, öğrenciler için önemli bir çalışma aracıdır. Dersin özü, ders kitaplarında bulunur. Bu nedenle, iyi bir ders kitabının bazı özellikler taşıması gerekir Ders kitabı seçiminde temele alınacak ölçütler üç ana grupta toplanabilir

1-Biçimsel görünüm: İç ve dış kapaklar ile ön ve arka bölümler çekici olmalıdır.

2-Bilimsel içerik: Kitapta bilimsel hata olmamalı, program hedefleriyle tutarlı bilgiler içermeli, konular günlük hayatla bağlantılı ve öğrenci düzeyine uygun olmalıdır. Ayrıca, ders kitabında öğrenciyi araştırma, gözlem, deney yapma ve düşündürmeye özendirici, yönlendirici hazırlık soruları, araştırma konuları, deneyler ve işlemler yer almalıdır.

3-Dil ve anlatım: Anadil bilinci kazandırmak için kitapta doğru, düzgün ve duru bir Türkçe kullanılmalıdır.

Ders kitabı niteliği olarak sözü edilen üç özellikten başka, Kaliforniya Eyaleti Eğitim Dairesinin geliştirdiği değerlendirme kartı aşağıda verilmiştir[1]:

Ders kitaplarının etkili birer öğretici araç haline getirilmesi için aşağıdaki niteliklere sahip olmalıdır:

a) Ders kitabın maddi yapısına ait nitelikler:

§  Taşımaya elverişli büyüklükte olmalıdır

§  Kitabın hacmi ihtiyaca göre olmalıdır

§  Kitap, şekil itibarıyla çekici ve güzel, baskı itibarıyla temiz, dayanıklı olmalı, harfleri ve sayfa rengi göz sağlığına uygun ayarlanmalı

§  Kitabın metninde tertip hataları, bilim yanlışları bulunmamalıdır

b)Ders kitabının içyapısına ait nitelikler:

§  Kitap, ait olduğu ders programında gösterilmiş olan amaçlara ve pedagojik açıklamalara uygun olmalıdır

§  Her konu bilimsel metotların gerektirdiği problemi belirtme, problem etrafında araştırma, inceleme ve gözlem yoluyla bilgi toplama ve bu bilgileri kullanacak şekilde işlenmiş bulunmalıdır

§  Kitabın ifadesi, öğrencilerin yaş ve olgunluk seviyelerine uygun olmalıdır

c) Konulara ait nitelikler

§  Konular iyi tertiplenmiş bulunmalıdır

§  Konuların tertibinde, öğrencilerin psikolojik durumları ve ilgileri dikkate alınmalıdır

§  Konuların işlenişinde, tedrice riayet olunmalıdır

§  Konuların içindeki ana bilgiler detaylardan ayırt edilecek şekilde belirlenmiş olmalıdır

§  Kazandırılacak  bilgiler örneklerle açıklanmalıdır

§  İşlenen konuların, ilgili sınıfta okutulan diğer derslerle ilişkisi kurulmalıdır

§  Konularda, ilgili pratik araştırmalar, deneyler, gözlem ve araştırma ödevleri arasında bağlantı/uygunluk sağlanmalıdır

§  Kitapların ifadesi doğru ve sade olmalıdır, karışık ve uzun cümlelerden kaçınılmalıdır

§  Kitap, imla bakımından kusursuz olmalıdır

d) Öğrenime yardımcılık hususundaki nitelikler

§  Öğrencilere kendi kendine çalışma, araştırma, gözlem ve deney yapmaya teşvik edici sorular olmalı

§  Kitapta, konuları açıklayıcı resim, tablo, grafikler, istatistikler vb bulunmalıdır. Bunlar ilgili metinlere eklenmelidir

§  Kitaplarda her konu sonunda özetler bulunmalıdır

§  Kitabın başında, öğrencinin aradığını kolayca bulacak fihrist bulunmalıdır

§  Kitabın sonunda, yeni kelimeleri açıklayıcı lügatçe bulunmalıdır

§  Terimler, MEB kabul edilen terimlere uygun olmalıdır.


Ders Kitabı Değerlendirme Ölçeği[42, 67]:

Ders kitabının uygunluğu beş temel basmakta değerlendirilir.

1-Genel Görünüm

Bir ders kitabı, beraberinde olması gerekli olan diğer kitap ve araç-gereci de içermelidir. Kitaplar, genelde alıştırma, test ve öğretmen kitaplarıyla desteklenmelidir. Tek bir ders kitabı yeterli bir kaynak olamaz. Dolayısıyla ders kitabı, ne tür yardımcı, test, alıştırma veya kılavuz kitapla birlikte kullanılacağını belirtmelidir.

2-Fiziksel Görünüm

Kitap, kapak, boyut ve forma hacmine göre değerlendirilmelidir. Kitabın, albenisi olmalı, renkli olmalı, punto büyüklüğü ve harf özelliği sınıf düzeyine uygun olmalıdır.

3-İçerik

Kitabın bilimsel doğruluk açısından ele alınmasıdır. Kitap, program hedefleri ile tutarlı mı?, Konu başlıları uygun mu / metinle tutarlı mı?, Metinler ünitelere uygun mu / yaşamla uygun mu? Kitabın sonunda sözlük var mı? Gibi sorulara göre değerlendirme yapılır.

4-Kelime ve Cümle Yapısı

Bu basamakta kitap, düzeye uygunluk ve kullanma sıklığı açısından irdelenir. Kitap, açık, sade ve yaşayan bir dilde yazılmış mı? Cümleler öğrenci düzeyine uygun mu? Yazım kurallarına uygun mu? Metinler, görsel imgelerle (resim, grafik, şema) destekleniyor mu?

5-Araştırma ve Değerlendirme

Kitabın yeterli ve nitelikli araştırma açısından ele alınmasıdır. Kitapta, ünitede sunulan bilgileri pekiştirici ve geliştirici alıştırmalara yer verilmiş mi? Edinilen beceri ve kazanılan davranışları ölçmeye yarayan sorulara yer verilmiş mi?


EV ÖDEVLERİ

Öğretme-öğrenme sürecinde ev ödevleri hep tartışmalı bir konu olagelmiştir. Nitekim bu konu, Türk Eğitim Sistemi (TES)’nde hep sorun olmuştur. Bunun en önemli nedeni ödevlerin pedagojik ilkeler çerçevesinde verilmemesidir. Ülkemizde birçok öğretmen ödev verme işini, öğrencinin ödeve ayırabileceği zamanı, öğrencinin yaşını ve kapasitesini dikkate almadan abartmış, ödevler adeta ana-babanın görevi haline gelmiştir. Hatta bazı okullarda velilerin yaptığı ödevler yarışır olmuştur. Ödev konusundaki öğretmenlerin uygunsuz davranışlarına örnek olarak, ceza olarak ödev verme, yarıyılda ödev verme ve verilen ödevlerin kontrol edilmemesi sayılabilir[33].

Bu konuda yapılan araştırmalar, ev ödevlerinin öğrenci başarısını olumlu etkilediğini göstermiştir. Öğrencinin çalışma alışkanlığının göstergesi sayılan ev ödevleri, öğrencilerin öğrendiklerini pekiştirmeleri bakımından önemli materyallerdir[10]. Ev ödevleri birer öğretim tekniği olarak öğrenme etkinliklerinin önemli bir parçasıdır. Özellikle ikili öğretim yapılan kurumlarda, okulda az zaman geçirme nedeniyle sınıf içi uygulamalara yeterince yer verilememesi, ev ödevlerinin önemini daha da artırmaktır. Dersin hedeflerine hizmet edecek, öğrencinin başarabileceği kadar ve öğrencinin kendi kendine öğrenmekten zevk alabileceği biçimde ödevler hep olmalıdır. Yapılan ödevler bir yandan öğretmene dönüt sağlarken, öğretmen tarafından kontrol edilip düzeltilen ödevler de öğrenciye dönüt verir[33].

Her okulun ev ödevler konusunda belirlediği politikalar olmalı ve bunu velilerle paylaşmalıdır. Öğretmen ve ana babalar, ödeve karşı olumsuz bir görüşe sahip iseler ev ödevleri başarıya katkı sağlayamaz[33].

Ev ödevi verilmeli midir?Öğretme-öğrenme sürecinde ev ödevlerinin verilip verilmemesi hep tartışılmıştır. Pedagojik ilkeler ışığında doğru olarak verildiğinde başarıyı artırdığı bilinen ev ödevleri, bu ilkeler dikkate alınmadan verildiğinde fayda yerine zarar verebilmektedir. Bazı eğitimciler ev ödevlerinin verilmemesini savunurken, bazıları ev ödevlerinin okul dışında da öğrencilerin çalışması için önemli bir fırsat olarak görmektedir. Strong, genel eğilimin ilköğretimde ev ödevi verilmemesi, ortaöğretimde biraz, yükseköğretimde ise muntazaman verilmesi şeklinde olduğunu vurgulamaktadır[10]. Evde daha az ödev, okulda daha fazla çalışma öneren eğitimciler ev ortamının anne-baba ilgisinin, anne-babanın eğitim düzeyinin ve benzeri özelliklerin ev ödevini iyi ya da kötü yapmasını etkileyebilir[10].

Ülkemizde daha önce uygulanan ilkokul yönetmeliğine göre, ilkokulun birinci devresinde ev ödevi verilmemesi esastır. Birinci sınıfta öğrenilen fişlerin tamamlanması veya tekrarı yapılabilir. Bunlar tekrar ve alıştırmaya girer. İkinci sınıftan itibaren de ödevlere hazırlık niteliğinde kısa yazılı ve sözlü ödevler verilebilir. İlköğretim ikinci kademede yazılı ve sözlü ödevler verilebilir. Ancak bunların süresi 1 ders saatini geçmemelidir. Bunlar sınıf çalışmalarının devamı niteliğinde olmalıdır[68].

Ödev: MEB tarafından ödev, öğrencinin, ders dışı zamanlarında ilgili yönetmeliklerde belirtilen amaçlar doğrultusunda tek başına veya grup içinde yapacağı çalışmalarla meydana getireceği metin, araç ve benzerlerini ifade eder[45]. Başka bir tanımla ödev; öğrencileri yeni öğrenilecek ünite veya konuya hazırlıklı bulundurmak, birlikte işlemek, öğrenmeyi kolaylaştırmak, işlenenlerin eksiğini tamamlamak, anlaşılmayan kısımları tam bir aydınlığa kavuşturmak için yapılan çalışmalara denir[68].  

Alıştırma: Öğrencinin derste öğrendiklerini pekiştirmek ve daha kalıcı hale getirmek üzere yapacağı çalışmalara denir[45].

Hazırlık Çalışması: Öğrencinin, işlenecek konuyu daha iyi kavrayabilmesi veya konu ile ilgili uygulamalara katılabilmesi için önceden yapacağı çalışmaları kapsar[45].

Ülkemizde ödev kavramı, 2004 Yılı ilköğretim programlarıyla yerini proje ve performans görevine bırakmıştır. Nitekim Eylül 2003 tarih ve 2552 sayılı tebliğler dergisinde yayımlanan ve Kasım 2003/2554 sayılı tebliğler dergisinde yayımlanan düzeltmeye göre aşağıdaki tanımlar ortaya çıkmıştır.

Proje: Öğrencilerin grup hâlinde veya bireysel olarak istedikleri bir alan veya konuda inceleme, araştırma ve yorum yapma, görüş geliştirme, yeni bilgilere ulaşma, özgün düşünce üretme ve çıkarımlarda bulunmaları amacıyla ders öğretmeni rehberliğinde yapacakları çalışmaları ifade eder[45].

Performans Görevi: (Değişik:20.8.2007/26619 RG ) Programda öngörülen eleştirel düşünme, problem çözme, okuduğunu anlama, yaratıcılığını kullanma, araştırma yapma gibi öğrencinin bilişsel, duyuşsal, psikomotor, alandaki becerilerini kullanmasını, geliştirmesini ve bir ürün ortaya koymasını gerektiren çalışmaları kapsayan ve öğretmen rehberliğinde yaptırılan görevleri ifade eder. Öğrencilerin performansını belirlemeye yönelik çalışmalar; ders ve etkinliklere katılım ile performans görevlerinden oluşur[45]. Daha önce adı “performans ödevi” olan bu kavramın ”performans görevi” olarak nitelenmesinin nedeni bu etkinliğin öğrencinin görevi olduğunu vurgulamaktır.

İlköğretim 1, 2 ve 3 üncü sınıflarda öğrencilerin gelişimi ile öğretmen rehberliğinde gerçekleştirilecek olan proje ve öğrenci performanslarını belirlemeye yönelik çalışmalar, öğretmen gözlemlerine dayalı olarak yapılır. Öğrenciler, bir ders yılında istedikleri ders veya derslerden bireysel ya da grup çalışması şeklinde öğretmen rehberliğinde en az bir proje hazırlar. Öğrencilerin başarılarının belirlenmesinde ders ve etkinliklere katılımı ve performans görevleri de dikkate alınır[45].

Projeler ve performans görevleri, önceden belirlenen ölçütlere göre hazırlanan değerlendirme ölçeği veya dereceli puanlama anahtarına göre değerlendirilir. Öğrenciler, çalışmalarında yararlandıkları kaynak veya kişileri de belirterek öğretmenin belirleyeceği süre içinde çalışmalarını verirler. Projeler verildikleri dönemde değerlendirilir[45].


Ev Ödevi Vermede Dikkat Edilecek Noktalar[33, 1, 68]

§  Ev ödevi, sınıfta işlenen bir konunun uzantısı olacak şekilde konuyu tekrar etme, derinleştirme, gerçek yaşama uyarlama, başka alanlara transfer etme vb. çalışmalara yönelik olarak verilmelidir. Ödev vermede genel amaç, öğrenciyi düşünmeye, gözlem yapmaya ve konuyu derinliğine anlamaya yönelik olmalıdır.

§  Ev ödevi, eğitimsel ilkeler ışığında (genel öğretim ilkeleri gibi) bir amaca yönelik olarak verilmelidir. Öğretmen, hazırlıksız ve gereksiz ev ödevi vermemeli ve günlük (rutin) ev ödevi vermekten kaçınmalıdır.

§  Ev ödevleri bireyselleştirilmelidir: Yani ödev, öğrencinin ilgisi, genel ve akademik düzeyi ile bireysel ve sosyal özelliklerine uygun olmalıdır. 

§  Ev ödevleri, haftanın farklı günlerine uygun ve dengeli olarak dağıtılmalıdır. Ödev günü ve zamanı belirlenirken öğrencilerin serbest zamanı ile oyun, dinlenme ve uyku zamanları da dikkate alınmalıdır.

§  Öğrenciler ile ebeveynlere ev ödevi ile ilgili ipuçları ve açıklayıcı bilgiler verilmelidir.

§  Geçerli bir eğitimsel nedeni yoksa ders kitaplarından hazır sorular alarak ödev verilmesi tercih edilmemelidir.

§  Konu özellikleri ve ödevin amacına göre ödev yapma yöntemleri önerilebilir veya çözüm yolu öğrenciye bırakılabilir. Her iki durumda da öğretmen bunlara yönelik örnekleri sınıfta gösterilmelidir.

§  Ev ödevleri öğrencilerin bireysel sorumluluğu olarak görülmeli, evdeki yetişkinlerin sorumluluğu olarak görülmemelidir.

§  Yanlış anlaşılmalara yol açmamak için ödevler öğrencilere daktilo, fotokopi veya bilgisayar çıktısı şeklinde dağıtılmalıdır.

§  Ev ödevlerinin kontrolü için her gün yeterli zaman ayrılmalı ve değerlendirmede öğrencinin bireysel ve sosyal koşulları dikkate alınmalıdır.

§  Öğretmen, ödevleri inceleyip kısa sürede öğrencilere dönüt vermelidir.

 

Ödev İçin Ayrılacak Zaman:Ödev için ayrılacak zaman birçok faktöre bağlıdır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir: Öğrencinin; motivasyon derecesi, serbest zamanı, başarma gücü ile genel ve özel yetenek düzeyi ve ödevin özelliği. Bunlara öğrencinin yaşı ve özellikleri ile öğretim sürecinin özellikleri de eklenebilir. Bazı eğitimciler bu zamanı (ortaöğretimde) öğrencinin okulda devam ettiği temel dersler kadar bir süreyi okul dışında ödev yapmak için geçirmesi gerektiği görüşündedir. İlköğretimde ise, 1,2 ve 3. sınıflarda günde en çok 20 dakika; 4 ve 5. sınıflar için günde 40 dakika önerilmektedir. Boldyrew ve diğerlerinin önerisi ise şöyledir: 1. sınıflar için 1 saat, 2-4. sınıflar için 2 saat, 5-8 sınıflar için 2,5 saat ve 8. sınıftan sonra 2, 5-3 saat. Bunlar maksimum değerlerdir[1].

Gözütok[33], öğretmenlerin ödev verirken, öğrencilerin ders dağıtım çizelgelerini inceleyerek ve diğer derslerin öğretmenleri ile de görüşerek haftanın hangi gününün ödev için uygun olduğunu belirleyip, bunu bir çizelge haline getirmelerini önermektedir. Sınıf defteri içine yerleştirilen bu çizelgeye, hangi dersten, hangi ödevlerin ne günü verileceği yazılabilir. Öğretmenler bu çizelgeye bakarak ödev gününü kararlaştırabilir.

Görüldüğü gibi ödevlerin süresi ve verilme sıklığına yönelik eğitimciler tarafından üzerinde anlaşılmış bir formül yoktur. Bununla birlikte eğitimcilerin bu konudaki çeşitli önerileri yol gösterici olabilir. Ödev vermede süre ve sıklık (haftalık) önerileri aşağıdaki tabloda görülmektedir.


Tablo 11: Zorunlu Ödevlerin Süre ve Sıklığı[33, 1]

Sınıf

Ödev Süresi (dakika)

Haftalık Sıklığı

1, 2 ve 3

Maksimum 15-20

1–3 kez

4, 5 ve 6

Ortalama 15- 45

2- 4 kez

7, 8 ve 9

Ortalama 45-75

3- 5 kez

10, 11 ve 12

Ortalama 75-120

4-5 kez

Ödev problemleri, işlenmiş bir konuya yönelik olduğunda, ders saatinin sonunda verilmeli, ödev hakkında öğrencilerin varsa soruları cevaplanmalıdır. Ancak derse hazırlık, düşünmeye sevk etme, ilgi ve dikkat çekme vb. amaçlarla dersten önce de ödev verilebilir. Dersin veya kullanılan yöntem-tekniğin özelliği gerektiriyorsa dersin ortasında da ödev verilebilir. 


Ödevlerin Değerlendirilmesi:Ev ödevlerine yönelik en önemli konulardan birisi de verilen ödevlerin değerlendirilmesidir. Verilen ödevlerin incelenmesi, düzeltilmesi ve değerlendirilmesi (bazı özel durumlar dışında) öğrenciye geri verilmesi öğretim çalışmalarında bir ilkedir. Aksi halde öğrenciler zamanla ödeve karşı ilgilerini kaybederler. Ev ödevlerinin incelenmesi tekniğine öğretmen karar verir. Bu teknikler şunlardır: Öğretmenin düzeltmesi, öğrencinin kendi hatalarını kendinin düzeltmesi, öğrencilerle birlikte düzeltme, öğrencilerin birbirinin ödevlerini düzeltmesi. Bu durumlarda öğrencileri tereddüde düşürmemek için değerlendirme ölçütlerinin önceden açıklanması uygundur[1].

Ülkemizde ev ödevlerinin verilemesi ortaöğretimde bir yönetmelikle düzenlenmiştir (Madde 57, Resmi Gazete 8 kasım 1989, Sayı: 20336).

Öğretmen ödevleri kontrol ettikten sonra öğrencilere geri vermelidir ve öğrenci yanlışlıklarını dikkatlice incelemelidir. Öğretmen ödevlerde gördüğü genel ve ortak yanlışlar üzerinde sınıfta açıklar. Ödevlere not verilmesi yararlı olur[68].


Ev Ödevinin Amacı[68, 1, 45]:Sınıfta ele alınan ünite veya konu, derslerde her zaman gereği gibi işlenememektedir. Bunun sonucu olarak öğrenciler konuyu tam olarak kavrayamamakta veya öğrendiklerini y ri gelince uygulayamamaktadırlar. Bunun için ev ödevi verilmesi doğru bir yaklaşımdır. Ayrıca bilginin ezber ve tekrarının yeterli görülmemesi, bunların gerçek yaşamla ilişkilendirilmesi, öğrencinin tüm yönlerden gelişimi gibi nedenler de ev ödevinin gerekliliğini destekler. Ödev verme, özellikle birleştirilmiş sınıflar için daha da önemlidir.

Ev ödevi verme amaçları aşağıdaki gibi özetlenebilir:

§  Derse hazırlık (işlenecek konuya ön hazırlık, öğrencileri güdüleme, ilgi ve ihtiyaç duymalarını sağlamak.

§  Derste işlenmiş bir konuyu tamamlamak, geliştirmek, derinleştirmek, sonuçlandırmak ve öğrenilenleri pekiştirmek.

§  Öğrenciye plan yapma, birlikte çalışma, iletişim kurma, deney, gözlem, araştırma ve çalışma alışkanlığı vb. davranış ve yetenekleri kazandırmak. 

§  İşlenen konuyu gerçek yaşam durumlarına uygulatmak. 


Ev Ödevinin Faydaları[1, 45]:

§  Öğrencilerin öğrenme ünitesine bağlı ve yetenekleri ölçüsünde yeni bilgi, beceri ve alışkanlıklar kazanmasını sağlar.

§  Bireye, öğrendiklerini uygulama, kullanma, kuvvetlendirip pekiştirme imkanı sağlar.

§  Çok kalabalık sınıflarda bireysel farkları dikkate almamızı sağlar.

§  Bir işi, konuyu, herhangi bir problem durumunu, başından sonuna kadar ele alıp bütün safhalarıyla değerlendirme kabiliyeti kazandırır.

§  Öğrencilerin boş zamanlarını daha faydalı ve eğitimsel işlerle değerlendirebilmelerini alışkanlık haline getirir.

§  Sınıfta tamamlanmamış bir faaliyetin sonuçlanmasını sağlar. Öğrenmenin ders saatleri dışında da devam etmesi, öğrencinin kendi kendine bir işi başarabilme alışkanlığı önemlidir. Ödev bunlar sağlayabilir.

§  Ödev yoluyla bir eser meydana getiren, bir işi başaran öğrencide kendi kendine olan güven, iş yapma isteği kuvvetlenir. Birey gerçek bilgi kazanır, ezber ortadan kalkar.

§  Öğrencilere temizlik, tertip, düzen, okuma, inceleme, araştırma, gözlem, deneyim, özet çıkarma gibi faydalı alışkanlıklar kazandırır. 

§  Öğrencilere plan yapma bilgi ve becerisi ile birlikte çalışma alışkanlığı kazandırır.

§  Öğrencilere çeşitli konularda sorumluluk alam ve kendilerini geliştirme fırsatı sunar.

§  Öğrencilerin iletişim kurabilme, deney-gezi ve gözlem yapabilme, çeşitli kaynaklardan yararlanabilme gibi yeteneklerini geliştirir.

İlkokullarda mihver derslerle ilgili ödevlerin sınıfta, kitaplıkta veya laboratuarda ve küme çalışması şeklinde yapılması daha uygundur. Ev ortamı bu tür ödevler için uygu değildir. Çünkü bu tür etkinlikler öğretmenin rehberliğini gerektirir[68].


Ev Ödevi Çeşitleri[1, 45]

Eser okuma. Ders kitabını veya kitaptan belirli bir ya da birkaç sayfa veya bölümün okunması.

Problem, proje veya deney şeklinde verilen ödevler. Bireysel veya grup çalışması şeklinde belirli soruları cevaplama, belirli bir deneyi yapma veya belirli bir konuyu araştırarak raporlaştırma vb.

Roman, deneme, piyes gibi eserleri okuma

Kitaplık çalışması yapma

Özel yarışmalara katılma

Radyo, TV programları için hazırlanma

Müzeleri, tarihi bina ve yerleri gezme

Mektup yazma

Uzmanlarla görüşme

Kişisel ya da küme halinde projeler geliştirme

İnceleme, mülakat, röportaj, anket vb yapma

Kazanılan bilgi veya beceriye göre bir iş, araç-gereç veya ürün yapma

Performans ödevi, artık ödev olarak değil, öğrencinin görevi olarak değerlendirilecek ve öğretmen rehberliğinde yapılacaktır 

Ders Notu İle İlgili Videolar
  • Ders videosu bulunmamaktadır.
İlgili Ders : Program Geliştirme
Dersler